Felsefeden bahsettiği hikayede kendi pişkinliğiyle sağlam bir
felsefe hocası olabileceğini sergileyen bir "ağız".
---
alıntı ---
...
Şunu unutmamak gerekir:
felsefe,
tarihten,
matematikten,
teolojiden,
edebiyattan,
sosyolojiden bağımsız olamaz.
...
...Bu durum, bana hep eski bir hikayeyi hatırlatır.
Vakti zamanında İtalyan bir asilzade, denizi hiç görmemiş bir kişiye denizi göstererek, onun heyecanına tanık olmak iştemiş.
Fakir bir halat işçisini Napoli koyuna götürmüş.
Halatçı, huşu içinde mavi koya ve teknelere bakmış
ve, "Ne kadar çok halat var" diye haykırmış.
Dar görüşlüler, at-gözlüklüler, elbette halatlardan başka birşey göremeyeceklerdir.
...
---
alıntı ---
Anlaşılan şu ki, o
asilzade gibi
tuzu kuru olan ve
geniş bakış açısına sahip olan bu felsefe hocamız, ekmeğini kazandığı bir şeyden başka bir şey düşünemeyecek durumda olan bu halatçıyı
miyoplukla suçlayabiliyorken, kendi
hipermetropluğunun farkında değilmiş.
(bkz:
dinime küfreden müslüman olsa).
(bkz:
saçmalama makinesi).
(bkz:
ben lafımı ortaya söylerim).
(bkz:
önüne bak lan).